Apiyalist yorumlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Apiyalist yorumlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Nisan 2010 Cuma

İtiraf edin kendinize!

Bir çok şeyi kendimize itiraf edemiyoruz. Herhangi bir konuda bir çok şeyi... Bununla ilgili örnek aramaya gerek yok çünkü biraz düşününce bizi buluyor edilmeyen, edilemeyen itiraflarımız!!!
Mesela okulda, mesela işte, mesela okulda veya işte girilen ikili ilişkilerde...
İnsanlara karşı kırıcı tutumlarımız kadar yada dostlarımıza söylenmesi gerektiği halde söylemeye cesaret edilemeyen 'HAYIR!'lar kadar çok aciziz. Acımasızlığın hüküm sürdüğü topluluklarda etnik olmayan kuralları nasıl acizce kabul ettiğimizi itiraf edemiyoruz kendimize. Nasıl hayatın bizlere istemediğimiz oyunlar kurmasına göz yumduğumuzu itiraf edemiyoruz kendimize. Kendimize itiraf edemediğimizi bile itiraf edemiyoruz ve bizler git gide saçma kuralların hüküm sürdüğü toplulukların koyunları oluyoruz. Arkadaş toplulukları, iş toplulukları, okul toplulukları, geniş insan toplulukları (şehrin, ülken, memleketin).
Sorun kendinize. Ne zaman, tam kendinize bir itirafta bulunacakken içinizden size, sizin sesinizle konuşan zihninizi duymamak için çaba gösterdiniz? Eğer bunu yaşadığının farkındaysan sende bazı şeyleri farkına varıyorsundur. Eğer bunu hiç yaşamadıysan çoktan toplumun güdülmeye hazır koyunu olmuşsundur.
Kendinize bazı gerçekleri itiraf edin! Çünkü bazı gerçekleri görmek sizi içinde bulunduğunuz kötü durumdan kurtarır. Kendinizle konuşun. Merak etmeyin deli damgazı yemezsiniz. Arkadaşınızla konuşur gibi konuşun kendinizle. Çünkü insanlar konuşmadan iyi çözümler üretemez. Zihninizin sizinle konuştuğu sesle konuşun. Kitap okurken size satırları sesli okuyan ses. İşte o sesle sorunlarınızı tartışın. Eğer başarılı olursanız, hayat sizin için daha basit ve sorunsuz olacaktır...
Eğer kendinize bazı gerçekleri az da olsa itiraf etmeyi başarıyorsanız koyun değilsiniz.

29 Mart 2010 Pazartesi

Duke Nukem: Manhattan Project


Duke Nukem: Manhattan Project

Ben çok küçükken pazarda satılan ( eski parayla ) 500.000 liralık chip dergisi cdlerinde tanıştım bu oyunla. Ne hikmetse hala hatırlar ve oynamak isterim. Saatlerce başından kalkmadığım ender oyunlardan birisidir. Bu günlerde 3 boyutlu Duke Nukem oyunları çıksada bu oyunun bende çok farklı bir yeri var. Mario oyunlarndan ilk savaş oyunlarına geçtiğimin canlı kanıtı :)

Bu oyunun demosunu indirmek isterseniz

Virüsler nedir? Nasıl Temizlenir ?


Virüs Nedir?

Bilgisayarınızda internet bağlantınısı var ise ve az çok teknolojiyle uğraşıyorsanızise bilgisayarınıza virüs bulaşmış veya bulaşacak demektir.
Virüsler flash belleklerle, bazı cd le ile, harici harddiskler ile msn ve mail yolu ile, kullandığınız internet tarayıcısının açıkları ile ..... bulaşırlar. Durmadan çoğalır, kendini kopyalarlar.
Çok can sıkar bu virüsler. Bilgisayarın performansını düşürür bazıları. Bazıları ise çok daha kötüdür. Şifrenizi alır. Bazılar bilgisayarınız zarar vermez. Bilgisayarınıza bulaşmış olmak için bulaşmıştır.


Bilgisayarımda virüs var mı bilmiyorum. Varsa nasıl temizlenir?

Virüsler genelde kendilerini belli etmemeye çalışırlar. Bilgisayarınızda virüs varsa bunu taratmadan bilmeniz olanaksızdır. Ama bazı virüsler kendilerini belli ederler. Gizli dosya ve klasölerin görünmesini engellerler. Görev yöneticisinde görünür. Başlangıçta çalışan programların arasında vardır. Ama en sağlam virüsler görünmeyenlerdir ki bunlar bazen antivirüslere bile yakalanmazlar.

Şimdi yapmanız gereken en hızlı çözüm COMBOFIX adlı programı indirmektir.
Combofix : Download
(Bu programı çalıştırırken açık olan tüm pencereleri ve vara anti virüsünüzü kapatın.Programın çalışmasını kısıtlayabilir. Kaynak: Combofix Resmi Sitesi )
Dosyayı indirdikten sonra açıp her çıkan uyarıya Yes/Evet diyerek programı çalıştırabilirsiniz. Bir çok sinmesi zor olan virüsü 5-10 dakika içinde siliyor. Bilgisayarın yeniden başlaması çok normaldir bu programı açtığınızda. Sakın korkmayın. Program işini halledip masaüstünüzü tekrar getirecektir. Tanıyabildiği virüsleri de temizleyecektir.
Combofix uygulamasını haftada bir kez açmanız sizin yararınıza olacaktır.

Combofix tek başına yetmez. Bu yüzden en iyi ücretsiz antivirüs yazılımı olan Avira AntiVir programını bu DOWNLOAD adresinden indirip kurmanz yeterli olacaktır.
Bu antivirüs tamamen ücretsiz olup
Temel özellikleri şunlardır:
230,000 virüsü tanır, bulur ve yokeder
Virus Guard özelliği ile internetten indirdiğiniz dosyaların tehlike oluşturmasını önler
makro virüslerini tanır ve onarır.
dialer programlarını önler
trojan, worm, backdoors vb. zararlı yazılımlara izin vermez kolay yönetilir ve güncellenir
boot virüslerini engeller
Windows Vista ile uyumludur

Sonuç olarak uyanık olun. Flash belleklerinizi tarayın. Herkesin flash belleklerini lambur lumbur bilgisayarınıza takmayın. Ne olduğunu bilmediğiniz programları çalıştırmayın!!!

Bağımlılık nedir? Bağımlı mısın?


Bir çok arkadaşım sigara içiyor! Ben sigara içmem ama içene de pek karışmam kendi bilir. Arkadaşlarıma sen bağımlısın deyince bana hepsi 'Ben bağımlı değilim istesem içmem. Zevk olsun diye içiyorum, hem sık sık kullanmıyorum' diyor. Soruyorum ne sıklıkla içiyorsun. Bazıları haftada bir bazıları ayda 2 kez içiyormuş sözde. E diyorum bağımlısın. Diyor hayır değilim haftada bir içiyorum. E bak diyorum bağımlı olmuşsun anlamıyor.

Bağımlılık nedir?
Eğer sen bir şeyi belirli sıklıklarla yapmaya başlıyorsan sen o şeye bağımlı olmuşsun demektir. Zaten yaptığın o şey madde kullanımı ise ( uyuşturucu, sigara, alkol ) kullanım daha da sıklaşacaktır gün geçtikçe. Şöyle ki ;
Sigaraya başlayan bir kaç arkadaşımdan duyduklarım ve vardığım sonuçlar şunlar:
1- Korku :Önce maddeye karşı korku oluyor.
2- Merak : Nasıl bir şey olduğu merak ediliyor. Kötü ama bir deneyeyim.
3- Bir kereden bir şey olmaz: Bana bir şey olmaz ben bırakırım zaten hem bir kereden bir şey olmaz.
4- Bağımlılık : Ya kötü ama ayda bir kullansam sorun olmaz zaten bırakırım istediğimde ( Burada bağımlılık başlıyor )
5- Daha sık maddeye ihtiyaç : Birey ayda 1 kez kullandığı maddeyi haftada 1 keze indiriyor.
İnsan madde kullandığında belirli bir mutluluk alır. Bu onu en sinirli anlarında en üzgün anlarında madde kullanıp sahte bir mutluluğa yöneltir. Her insanın bir mutluluk eşiği vardır. Sen X filmini izleyince mutlu oluyorsundur. Ama daha iyi bir film izlediğinde artık X filminden aynı mutluluğu alamazsın. Mutluluk eşiğin yükselmiştir. Madde de öyle. Kullanırsın mutlu olursun. Yalnız bir süre sonra kullandığın sıklıktaki madde seni mutlu etmeye yetmez. Daha sık kullanırsın.
6- Daha çok maddeye ihtiyaç: Artık maddeyi he gün kullanıyorsundur ama yine de seni mutlu etmeye yetmiyordur. Sen de çareyi madde miktarını çoğaltmakta bulursun. Daha çok maddeye ihtiyaç duyarsın. Sigara örneği vermek gerekirse günde 2 pakete kadar çıkan insanlar vardır. Ama bu insanlar 2 paketi bitirdikleri halde ilk kullamaya başladıklarındaki alınan hazzı alamazlar. Mutluluk eşiği yalama olmuştur. Bu insanlar genel anlamda da pek mutlu olamazlar.
7- Maddeyi bırakmaya çalışma : Genelde başarısız olur ama herkes maddeyi bırakmayı dener. En başta ben bırakırım diyen genç arkadaşa ' Ya bak sen hani bırakırdın? ' dediğinde sana verdiği cevap ' başladık bir kere ya kurtulamıyoruz ' olur.
8- Maddeyi bırakma: Çoğu insan maddeyi bırakmayı dener ve bırakır. Ama bu daha çok ara verme şeklindedir. Bir amcamız ' 1 aydır sigara içmiyorum oh be' diyorsa ya parası yoktur parası olunca başlar, ya isteklidir bırakmaya ama 2 ay sonra bir olay olur yine sahte mutluluk arayışı ve yine madde kullanımı.
Bazı insanlar ise gerçekten bırakırlar. Bırakırlar ama sıkıntılı bir dönemde madde 3 e geri dönerler ve her şey baştan başlar. 3-4 kez uyuşturucuyu bırakmasına rağmen madde 3 e geri dönen gençler var.

Yani mutluluk eşiğinizi yalama yapmak istemiyorsanız bağımlı olmayın!
Mutluluk hormonu salgılayan bezlerin tahribatı durumunda vucut tarafından
tamiri olmaz.
Geçici mutluluklar çözüm değildir.
Gerçek mutluluğu yakalamak gerçekten hiç zor değil. Sırf bir merak yüzünden madde kullanmaya başlamayın. Eğer genç iseniz özenti olmayın! Kendiniz olun!

Torrent Nedir? Nasıl kullanılır?

Nedir bu torrent?
Artık adını daha fazla duymaya başladığımız, 'bilgi paylaştıkça çoğalır' mantığının programa dökülmüş haline torrent diyebiliriz.
Torrent inanılmaz büyüklükteki bir veri paylaşım platformudur. Milyonlarca terabaytlık veriye sahiptir torrent ağı. Torrentin mantığını bilmeyen bir kişi 'Bu kadar bilgiyi nasıl saklıycak canım, olur mu öyle şey? O kadar harddisk i nereden bulacak?' gibi bir yorumda bulunması normal. Milyonlarca terabaytlık bilgi senin, benim, arkadaşlarımızın bilgisayarlarında saklanıyor. Bizler paylaşıyoruz yani. Mantığı şöyle. Sen ensesi kalın bir arkadaşsın diyelim ve son çıkan bir oyunu, mesela pes 2010 u aldn diyelim. Ama sen paylaşmayı seven bir insansın. Hemen oyun dvdlerini pc ye kopyalayıp arkadaşlarına atacaksın. Eee nasıl olacak Gb'larca bilgi ne msn den gider ne bir yerden. Ha bir de senin 10 arkadaşın var. İşte bu tür durumlarda en güzel yöntem oyunu torrent haline getirip sunmaktır. Senin arkadaşın ali veli mehmet ahmet olsun. Sen önce aliye atıyorsun oyunu. Ali 10 günde %60 ını indiriyor. Sonra mehmet geliyor. Bu sefer mehmet oyunu hem senden hem aliden çekiyor. ve 5 günde oyunun %60 ını indiriyor. sonra ahmet geliyor ve ahmet oyunu hem aliden hem senden hem de mehmetten çekiyor ve 2 günde %60 ı çekiyor. Son olarak veli geliyor ve oyunu 4 kişiden biden çekip 1 günde indiriyor. Mantık bu. Sen oyunu paylaşıyorsun. Oyunu indiren de aynı zamanda paylaşıyor. Herkes o torrenti paylaşıyor. Buna torrentte Seed etmek deniyor. Ne kadar seed edeceğin sana kalmıştır. Sen başkalarından indirdin ve ahlaki olarak ( ki korsan oyun indiriyorsun ne ahlakından bahsediyorsak :) ) senin en az indirdiğin oyunu 1 kişiye tamamen yollaman gerekiyor.
Yani önce birisi dosyayı sunar. Sonra birileri o sunandan indirmeye başlar. Sonra birileri hem sunandan hem de sunandan ilk indirmeye başlayanlardan indirmeye başlar. Böylece bilgi daha hızlı paylaşılır, çoğalır.
Torrentin mantığını anladıysanız şimdide iyi bir torrent programı istersiniz siz. İşte şu
adresten en iyi torrent uygulaması olarak kabul ettiğim uTorrent'in son sürümünğ indirebilirsiniz.
Seed edin heee....

Nano Teknoloji Nedir?

Nano teknoloji???
İsminden de anlaşılacağı gibi teknolojinin nano düzeye indirilmesidir.
'Teknolojide artık son noktaya gelindi, dahada yeni teknoloji çıkmaz' dediğimiz anda ortaya çıktı bu nanoteknoloji. Ve hayatımızı tamamen değiştirecek bu teknoloji.
Nanoteknoloji hayatımızın hangi alanında kullanılacak derseniz; Sağlık, çevre kirliliği, tekstil, elektronik aletler ne biliyim işte her şeyde.
Nanoteknolojinin uğraştığı maddeler bir misketin tüm Asya kıt'asına oranı kadar küçük maddelerdir. Bu düzeydeki maddelerle oluşturulan cisimler çizilmezlik, paslanmazlık, kırılmazlık, kirlenmezlik, boyanmazlık vb. özellikler kazanır.
Örneğin eskiden en sert cisim elmas idi. Günümüzde ise bu geçerliliğini yitirdi. Artık en sert cisim nanoteknoloji ile yapılan nanotüplerdir. Bu cisim demirden 10 kat hafif, çelikten 100 kat sağlam ve bir plastik kadar esnektir. Şu ana kadar nonutüpler birkaç yerde üretiliyor. Günde bir kaç gram kadar. Ama çok yakın bir gelecekte seri üretime geçilmesi düşünülüyor. Bu sayede kırılmayan eşyalar, lcd ekranlar... Ayıca nanotüpler ısıyı çok çok iyi iletirler. Bu sayede birçok enerji alanında (nükleer dahil) kullanılması planlanmakta.
Nanotüp sadece nanoteknolojinin bir ürünü. Mesela arabayı çarpsanız bile çizilmeyecek. Telefonunuzu duvardan duvara atın kırılmıyacak ve tek bir çizik oluşmayacak. Süper... nanoteknoloji ile üretilen yeni mutfaklarda bir sıvıyı lavobodan uzakta bir yere dökseniz bile su kendiliğinden lavaboyu buluyor. Bunu nanoteknolojiye sahip mutfak kolayca hallediyor. Yanmaz ya da zor yanan eşyalar nanoteknoloji ile günümüzde kullanılıyor.
Elektriği süper ileten iletkenler yapılıyor. Öyle ki normalde örnek vermek gerekirse bir bakır elektrik teline 10 birim elektrik verirseniz ucundan 6 birim alırsınız. Bakır değilde altın kullanırsanız 8 ama nanoteknoloji ürünü kullanırsanı 10 birim kayıpsız elektrik alırsınız. Yani 0 kayıp. Mesela nanoteknoloji ile yapılacak nano robotlar kanserli hücreleri yiyip ortadan kaldıracak. Bu nano robotla bir saç telinin 1/10 u kadar olacak. Ve tüm kanserli hücreleri yerken kansersiz dokuya zarar vermeyecek. Sadece bu değil bunun gibi bir çok tedavi yönteminde kullanılacak. Tabi bu nano robotlar sayesinde savaş alanında yeni ve çok etkili bir silah daha meydana çıkmış olacak.
Kilenmeyen, yanmayan, solmayan, soğuk geçirmeyen vs. giysilerimiz olacak.
Nano teknoloji hayattır. Hayal edilemeyecek bir çok şeyi bize verir. Sonuç olarak nano teknoloji geliştikçe yaşam kalitesi de bununla doğru orantılı olarak artacak.

28 Mart 2010 Pazar

Kablosuz Elektrik

Günümüzde her şeyin kablosuzu çıktı. Uzaktan kumandalar, cep telefonları, ev telefonları, telsizler, kablosuz internet, navigasyon sistemleri ve bir çok şey. Her biri kablosuz sistem üzerine kurulu. Ama tüm bunları besleyen ve kablosuz olmayan tek şey elektrik(ti)!
Bundan 90-100 sene kadar önce yaşamış Nicola Tesla isimli bir dahi ( Kimileri deli diyor ama o kesinlikle bir dahi ) kablosuz elektrik fikrini ortaya attı.
Kimdir bu Tesla? Konumuzla alakası ne?
Tesla alternatif akımın mucididir. Sayısız icadı vardır ve bir o kadar da gerçekleştirmeye ömrü yetmediği icadı. Şu an her alanda kullandığımız wireless (Kablosuz) tüm sistemlerin babasıdır. İlk kablosuz icadını yaptığında insanlar inanamamıştır ve bu icadı gölde yüzdürdüğü uzaktan kumandalı oyuncak bir gemidir. Nicola Tesla yani Edison'un kendine düşman gördüğü kişi. Tesla elektriği insanlara bedava vermeye çalışırken Edison parayla satıyordu. Tesla aynı zamanda bulunduğu bölgede 10'larca jeneratör kurmuştur. Neyse bir gün bu Tesla demiş ki ' yahu ben kablosuz teknolojiyi geliştirdim, verileri kablosuz yolluyorum. Bari elektriği de yollayayım da başım göğe ersin.' . Eee tabi adam dahi durur mu hemen kablosuz elektriği buluyor. ( Kesin kanıtlanmamıştır ama görgü tanıklarına göre ) 50 km ötede kurduğu bir merkezdeki lambaları kablosuz elektrik yollayarak yakıyor. Sonuç olarak elektrik kablosuz yollanıyo hatta yarı çapı 50 kml'ik alan içinde kurduğu tüm jeneratörlere aşırı yükleme yüzünden patlatıyor.
Neyse geçenlerde bir video izledim. Adamlar 1 metreye kadar kablosuz elektrik yollayıp ampul yakıyorlardı ve bunu dizüstü bilgisayarlarda kullanacaklarını söylüyorlardı. Bunun patentini alacaklarmış ki zaten 100 yıl önce patentin alınması gerekiyordu. Neyse artık elektrik parasız olunca elektriği de hacklerler. Bedava kullanırız herhalde. Ama hayat gerçekten kolay olacak. Çocuklarımıza eskiden telefonları şarj ettiğimizi söyleyince bize gülecekler...
Merakla o günleri bekliyoruz...

Programlama sigara gibidir. Bir başlayınca bırakamazsın

Programlama;


Nedir bu programlama?


Neden programlama öğrenmek istedim?

Beni tetikleyen sebepler nelerdi?


Bu kadar yorucu ve zaman isteyen bir işi neden bırakamıyorum?



Programlama sadece istediğinizin bulunduğu bir evrendir. Bu evreni siz oluşturursunuz. Sadece ihtiyacınız olan şeyler vardır. Sadece sizin istediğiniz gezegenler.Düşünün, İstediğiniz gezegene hayat verebilirsiniz. İstediğinize bir uydu.Gezegenler arası bağlantı kurarsınız.


Programlama akıl ve kod becerisi ister. Bu ikisi varsa eğer bir kişide yapamayacağı şey yoktur.

Programlama sabır ve uzun zaman ister. Mesela kendimden örnek vermek gerekirse 1 sabırsızım 2 zamanım var ama birazdan söyleyeceğim şeyde zaman ve sabır kavramının azlığını ve çokluğunu anlıyacaksınız.Yani günde 6 saat boş vaktimin olması programlama için yetmeyebilir. Ben 1 gün boyunca okuldan gelip okula gidene kadar program yazdığımı biliyorum . Sabah 4-5 civarı odadan koşarak balkona çıkmıştım. Nedeni sabırsızlığım. Bir şeyi yapamıyordum.Ama geri dönüp uğraştığımda başarılı olmuştum.

Gündüz 4 te okuldan gelip sabah 9 a kadar program yazdım. Okuldan gelince kaldığım yerden devam ettim. Okula gitmemek bile aklıma gelmişti. Zaman... Programlamada çok küçük bir şey için çok uzun zaman geçirebiliyorsunuz. Delilik gibi birşey. Zaten programlamayı iyi ve okulunu okumadan öğrenmek için biraz fedakar ve deli olmak gerek.

Beni programlamaya iten sebepler şunlar.

Kendi yazdığım programları kullanmak hayalimdi . En basitinden keylogger ve trojan var piyasada birsürü. Bunların %99.99 u yakalanıyor antivirüslere. Ama kendim yazarsam belki yakalanmaz umudu ve yazdığım programların işe yarar olması beni programlamaya itti. İşe yarayan programlar insanlara hizmet için vardır. Aklınıza gelmeyen şeyler yapılabilir programlama ile. Programlama ile çok yapmak istediğiniz ama imkansız gördüğünüz şeyler basite indirgenir. Örneğin msn de webcam açmak istemeyen bir kişinin webcamını izlemek programlamayla çok zor değildir(eğer iyi bir programcıysanız). Kişinin masaustunu izlemek ve kontrol etmek te zor değildir. Kişinin dosyalarına ulaşmak ta zor değildir. Kişinin msn kişi listesini almak ta zor değildir. Kişiyle oyun bile oynayabilirsiniz. Ya da Otomatik yapmasını istediğiniz işler vardır. Bunları kontrol edebilirsiniz. Şirketiniz için müşteri takip programı yazabilirisiniz. Bir de şu yönü var. Geçenlerde kendine çok güvenen bir lamer kurusu kafa tutuyodu:). Ben şu programı bılıyorum ben keylogger kullanıyorum ben trojan kullanıyorum falan filan bir sürü şey saydı.Keylogger nedir ya da trojan diye sordum. Bana hakaret etti daha bunu bilmiyosun falan filan gibisinden. İşte programlamaya girme nedenlerımden birisi de şu cümleydi. " Sen keylogger trojan kullanırsın ben ise onları yazarım " . Uzun bir süre inanmadı. Daha sonra tavsip tmediğimiz yöntemlerle inandırmayı başardım. Amacım kimeseye birşey inandırmak ya da kendimi kanıtlamak değil. Sadece kendi kurduğum evreni geliştirmeye çalışıyorum.

Benim bir amacım var zaten. Bu amacı çok küçükken edindim. Bilgisayar mühendisi olmak istiyorum ben. Ve kendi çabalarımla bilgisayar mühendisliği okuyan insanların yapmaya çalıştığı şeylerle uraşıyorum. Bilgisayar bölümü okuyan bir abiye youtube giriş için bir browser yapıp verdim. Ve sınıf atladı. Bunlar bazı insanlar için küçük olabilir ama hedefim yolunda benim için önemli ve büyük şeyler.

Ben programlamayı bırakamıyorum sadece ara verebiliyorum ( bir kaç saatlik kaçamak oluyor)

Programlama sigara gibidir. Bir kez başladım mı bir daha bırakamazsınız. Sevdiğiniz kız da bıraktıramaz bunu size:) emin olabilirsiniz.

Programlama zamanı(belirttiğim şekilde), sabrı ve kendine takıldığı yerlerde her zaman yardımcı olucak bir kişiye(benim dupi abim var hala başını ağrıtırım ve ben de size yardımcı olabilirim) sahip olan kişiler için karşılaşacağı en tuhaf en can sıkıcı en zaman öldüren uğraştır. Eğer bir sevgiliniz yoksa programlama sevgiliniz olabilir. Benim 2 tane sevgilim var bunlardan birisi de delphi. Zaten bunu böyle görmeseydim şu an hedefimin yolunda değildim.

Bu yazıyı okuyup zaman ayırdığınız için teşekkürler.